"Anyone can look for fashion in a boutique or history in a museum. The creative explorer looks for history in a hardware store and fashion in an airport."
-
- Robert Wieder
"Anyone can look for fashion in a boutique or history in a museum. The creative explorer looks for history in a hardware store and fashion in an airport."
-
- Robert Wieder
beklemek & beklenti üzerine:
hep yeşilin yanmasını beklerim
trafik lambalarını da beklerim
havalarsa tam kırmızıyı beklemelik
photo credits: nurgulyardim, 2009, berlin
kahkaha atan insanlara bayılıyorum zaten , motto falan hikaye //special thanks to @cankavanoz
do you like venn diagrams?
“so kiss me.”
istanbul modern, nurgulyardim 2012
asansörlere binmeyi seviyorum.
yedinci katta oturmayı da çok severdim, hem 7 yi severim hem de yedinci katta oturmanın havasını.
halksız şehirler değil kris, şehirsiz halklar
çok halklar, çok şehirsizler, çok moral bozucu
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
her yıl yeni modelleri çıkıyor melankolinin
içimden bir ses gelmiyor, hayır bazen geliyor
içimden bir ses, sesin dışarıdan geldiğini söylüyor
-iki saray odası alana bir saray odası bedava
o montu almam iyi oldu, çok iyi oldu, çok evet
kırışıklıkların geçer, beni seviyorsundur, ama böyle çok ölürüz
nihanka kızılderili bir kızın adı değil, çok değil
radikaller duygusal açıdan sağcı oluyorlar nerden aklıma geldiyse
aşk, sivilcce, direniş, kitaplar ve çay ocağı işletmesi:
-yanlış
hormonlar, atkılar, kitap kokusu parfümü ve sütlü neskafe:
-doğru
böyle muhalif şeyler yazıyorum ve bana ödeme yapıyorlar
çok değerli insanlar binalara doluyorlar, çok değerli
her şeyden kolay etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
çarpıcı bir şey yazmak istiyorum, aklıma bir şey gelmiyor
ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses:
start tabancasıyla intihar eden adamı düşün
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
ışıklar açılmıştı, mikrofonlar, herkes çok şık
kahramanca evlerinden çıkıyorlar, vampirlerden korkmadan
kırmızı kravatlar takarak ve birbirlerine katılarak
çok değerliler, çok konuşuyorlar, az ölüyorlar
iki ayak, kırk ayakkabı; az ayak, çok ayakkabı
tek madonna kırık kürk, çok manto tek yalnızlık
çok saray, hiç prenses, prensessiz kadınlar ve kuralları
zayıf kadın sahneye çıkmadan opera bitmez
-şişman kadın işten kovuldu-
son günlerde çok kelimesini çok kullanıyorum
hadi ben kalktım, saçınız güzel olmuş, çok evet
kendi yeniden başlatmamı başlattım, bir şeye benzemedi
çok cehennem, üç saray, yedikule ve can yayınları berbat ciltler
bir hemşirenin adının cecile olması çok acıklı,
başka bir arzunuz var mı dememeli garsonlar
böyle şeylerden çok etkileniyorum, belgeseller çok acıklı
hizmet sektörü, çok hizmetçi, az patron, çok zamirsiz
zamirsizlik kimsesizliktir, şahıslar çok zamir az
katil her zaman uşak, yazarlar çok kötü kalpli
mutfak kapısını açık unutmuşum, kumrular içeri girmiş
ıslak ekmek koymayı unutunca balkona.
ne zaman aklıma bir şey gelmese, içimden bir ses: start tabancasıyla intihar eden adamı düşün
…karsilasilan aynidir.Ise gelirsiniz, ise gidersiniz. O gun yaptiklarinizi, ertesi gun, ondan sonraki gun basiniza gelecekleri onceden suura kaydetme, hayata karsi yumruk mesafesini koruma uzerine sahane bir orgutlenme tutkusu.Gunler ve daha kim bilir kimlerin olculeriyle gecen o zavalli zaman birimleri hep ayni seyi soyler: Bittin sen.
Biten, yasamin actigi fallarin, tuzaklarin lezzetidir. Butun hirslar, idealler, “bir saat icinde oradayim”lar, “inanilmaz is bitirdimler”ler aynadaki yuze birikir. Bir sabah ansizin karsilasilan o surat, hic de ic acici degildir.
Isik Simsek’in su zamana kadar bayildigim dusunce dergisi cogita’nin ‘calismak yorar’ sayisinin onsozu
herhangi bir gunun sonunda…
MY new year reslotions same with the mmxIII
(Source: nameisirene, via nouvelle-nouveau)
my first 2013 breath:
“You’ll need coffee shops and sunsets and road trips. Airplanes and passports and new songs and old songs, but people more than anything else. You will need other people and you will need to be that other person to someone else, a living breathing screaming invitation to believe better things.”
— Jamie Tworkowski
"Sometimes people let the same problem make them miserable for years when they could just say, “So what.” That’s one of my favorite things to say. “So what.” “My mother didn’t love me.” So what. “My husband won’t ball me.” So what. “I’m a success but I’m still alone.” So what. I don’t know how I made it through all the years before I learned how to do that trick. It took a long time for me to learn it, but once you do, you never forget."
- Andy Warhol
Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbulBu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul
Ümit Yaşar Oğuzcan

ny, 2012
istanbul..
açık davet : hayatın sunan, konuşan, bağıran, gülen, hareketsiz duramayan tarafında olmaya bayılanlardanım. zamanında /bundan 4 ay öncesi/ günler saatler dakikalar falan uğraşım olan durmak, yazmak ve bir parçada çizerek tez yazmak olmuştu. bilen bilir kente, ulaşıma, altyapıya bayılırım. hepsini de içine koyduğum tez oldu bir tane. şimdi onun havalı kısmını anlatıyorum. adına bildiri diyorum/z/lar. taşkışla-itü-127 sabahtan akşama kadar. özellikle kentsel kesitleri senden dinleyelim derseniz saat 14.00 ‘a açık çağrımı da yaparım. sprinkleri çalıştıramazlar muhtemelen , gelirseniz enerjik gelin rahat edelim.
facebook event link: http://www.facebook.com/events/370476529712109/
official sth : http://www.kemalahmetaru.itu.edu.tr/sempozyum.html
program link: http://www.mimarizm.com/V_Images/2012/Etkinlikler/52644_PROGRAM.JPG
“Yazarlar yazarlar. Ama aslında çoğu zaman yazmazlar. Yazma, yazmanın ahlaki işlevi, noktalı virgülün şiirsel yüceliği üzerine konuşuyor olabilirler, ancak daha ziyade yazamama hakkında konuşmayı tercih ederler. ‘O kadar zor ki. Kafam marşmelova döndü.’ ” Shumon Basar
“I will never apologize for being me, but I will apologize for the times that I am not” ( MCarin)
*photo&illustration by nurgulyardim, 2009, New National Gallery,berlin